2 Aralık 2011 Cuma

Wishlist 2012

2012 yılına 29 gün kala bir istek listesi hazırlamak istedim.Belki de noel baba isteklerim için bişeyler yapar.

1 numaralı isteğim, Altınbaş'ın yunuslu yüzüğü
2 numaralı isteğim, Banyo yenilemek :)
3 numaralı isteğim, Louis vuitton çantalardan kullanamadan ölürsem gözlerim açık gidecek,
4 numaralı isteğim, Gündemim tamamen değişir bu yeni arkadaşla ne dert kalır ne tasa ,
5 numaralı isteğim, Lacivert renkli platform topuk ayakkabı :)
6 numaralı isteğim, Yaris 2012
7 numaralı isteğim, Kahveyi çok seven biri olarak güzel kahve fincanları (Yaristen sonra çok küçük bir istek oldu bu değilmi)



Peki sizin listenizde neler var ?

658 !!!

Bugün birkaç haftadır okumaya ara verdiğim kitabı tekrar aldım elime.İki kitap birden okumanın kötü yanı birine daha çok sardırırsan diğeri bir köşede unutuluyor.Bir cinayet romanı.Arka kapağını okuyarak etkilenip, bestseller/çoksatanlar rafından almıştım.Ama okudukça keşke sadece arka kapağı okuyup rafta bırakıp vedalaşsaymışım dediğim bir kitap oldu.Kısaca boş vakitlerde okunabilecek,fazla bir şey beklenmeyecek sıradan bir kitap.Nacizane fikrim; Sinemaya uyarlansa daha güzel olacağını düşünüyorum.

29 Kasım 2011 Salı

Diyetteyim :))))



Türk kadınlarının %70'i kiloluymuş.Yani ben şimdi kilo versem bu oranın değişmesine neden olucam.Bu artık genellenmiş bir bilgidir. Bu nedenle olasılıkları alt üst etmenin anlamı yoktur.Can boğazdan gelir :)))

28 Kasım 2011 Pazartesi

MoRaRDıM




Mor duygu rengidir. Zenginliği, saygıyı, asalet ve kibarlığı çağrıştırır. Yaratıcı özellikler taşır. Metafizik gücün simgesidir. Bu nedenle büyük sanatçılar ve düşünürler tarafından kullanılır. Özgüven duygularını simgeler, bütünlüğü getirir. Mor rengini sevenler aldıkları sorumlulukları başarıyla yerine getirirler. Son derece idealist olurlar. İşlerinde başarılıdırlar. İlhamları ve sezgileri güçlüdür. Olacakları önceden sezer ve ona göre önlem alırlar. Olaylara karşı son derece duyarlı ve ilgilidirler. İnançlarına ve değerlerine çok önem verirler. Sevgi ve saygı doludurlar. Başkalarının işlerine karışmazlar. Mükemmel birer eş olurlar. Gizemli, çekici, anlayışlı, insanları etkilemeyi seven asla bencil olmayan bir yapıları vardır. Arkadaşları arasında oldukça çok sevilirler. Ruh halleri gün içinde çok çabuk değişir. Mor rengi vücudun iskelet yapısını etkiler. Ayrıca ruhsal ve fiziksel açıdan, vücudu toksinlerden arındırıcı, mikrop kırıcı bir özellik taşır. Bu yönüyle de, fiziksel ve ruhsal dünyalar arasında sağlıklı bir denge kurulmasını kolaylaştırır. Çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilir. Ayrıca, bazı sindirim sistemi sorunlarının giderilmesin de bu renge başvurulur. Bunlardan ayrı olarak mor, insanlardaki rüya aktivitelerini de geliştirir. Fizyolojik olarak da uykusuzluğa iyi gelir.

22 Kasım 2011 Salı



Kış favorimdir.. Öküzler kesilir, odunlar yakılır.. Ve tüm ayılar uyur..

21 Kasım 2011 Pazartesi

Bayıldım buna bayıldım!!

Bu resmin altına bence hiçbir şey yazmaya gerek yok.Bazen kelimeler kifayetsiz kalır ya işte bu resim tam onlardan.

Pazartesileri hiç sevmiyorum.Adaptasyon sorunu yaşıyorum,yerimi yadırgıyorum.Aslında ben sabahları sevmiyorum.Saatim 07:00 da çalmaya başlıyor fakat ben her zaman 07:45 te uyanıyorum.Biyolojim, psikolojim buna alıştı yapılacak bişey yok :) Hayırlı haftalar diliyorum.




14 Ekim 2011 Cuma



Enerji Bakanı Taner Yıldız gün ışığından daha fazla yararlanmak ve verimliliği artırmak için mesaiyi saat 6-7 civarında başlatmak ve cumartesiyi de çalışma günlerine dahil etmek için hazırlık yaptıklarını söylemiş. Bu denli işsizlik varken, insanlara iş imkanı oluşturacaklarına, mevcut potansiyelin daha çok çalıştırılması yönünde atağa geçen devletimizin, işsizlik olayına bakış açılarını da çok iyi gösteren ve “Peki siz ne zaman çalışacaksınız” dedirten bir öneri.Benim şöyle bir fikrim geldi; cuma yarım gün olsun, pazartesi tatil olsun. ya da cumartesi ile pazar iş günü sayılsın, hafta içi seçilen 2 gün tatil yapılsın. ya da... eah, neyse banane :)

Yazın Son Kırıntıları

Telefonumda az önce yazdan kalma fotoğraflar buldum.Muhtemelen siteye koymak için çekmiş ve unutmuşum:) Olsun havalar serinlemeye başlamışken son bir bakış atalım yaz bahçesine olmaz mı?














Bu gördüğümüz sebzeler şuan derin dondurucularda sıralarının gelmelerini bekliyorlardır.Rahmetle anıyoruz :)

26 Eylül 2011 Pazartesi




Son bir aydır o kadar çok kitap okudum ki kendi rekorumu kırdım sanırım. Evde başka dışarıda başka bir kitabı okuyunca ister istemez kafam karışıyor ben kimim demeye başlıyorum. Sanki romanlardaki sahneler gerçek hayatıma inmiş gibi kimi zaman Lolly oluyorum, dağ evinde fırtına ile uğraşıp kötü adamlardan kurtulmaya çalışıyorum. Kimi zaman soluklanıp Ayşe Kulin gibi çeyrek asırlık geçmişimi gözden geçirip muhasebeye oturuyorum. Ve hesabın içinden çıkamadığım zamanlar “Ölü Zaman Hikayesi”ndeki Tarık oluyorum. Onun gibi hafızamı kaybetmiş olmaya aslında ne kadar ihtiyacım olduğunu hissediyorum.
Ben aslında yazarları hep kıskandım. Bir hayatı bir başkasına anlatmayı beceremeyenlerdenim. Fıkra bile anlatamam. Sadece AN’larımı anlatmaya çalışırım kendimce. Zihnim yetmez sayfalarca yaşanmışlıkları yazmaya yada hayalleri kurgulayarak aktarmaya.Yani ben bu konuda çok beceriksizim.
Kimileri vardır hem hikayeler yazar, hem şiirler hatta ve hatta besteler yaparlar. Utanmasalar alıp fırçayı ellerine ressamlık da yapacaklar. İşte on parmağında on marifet dedikleri ,Allahın yaratırken her türlü meslek baharatını karıştırdığı kişiler bunlar. Torpilliler, İdolümsünüz belki bir gün bende………..diye başlayan bir cümle kurmayacağım merak etmeyin.O kadar da haddimizi biliyoruz yani.

12 Eylül 2011 Pazartesi




Herşeyin üstüne geldiği falan yok !!


Sadece senin çok üstüne düştüğün şeyler var.


A.Huxley