13 Haziran 2014 Cuma

3 tane 10 yıllık dönem bitti :)

Ya geç kalırım yazmaya yada uzun süre ortalarda gözükmem ama bu gün bir hafta önceden yazmak istedim Doğum Günü postumu .
2012 haziranı ardından 2013 haziranı düşündüm. Neler yaşadım neler paylaştım nasıl çoğaldım :) . Evet neler öğrendim 30 senelik hayatımızda bir düşüneyim deidm ki aklımda deli sorular deli cevaplar komik anlar kahrolası dakikalar.

Her geçen gün daha farklı şeyler görerek sanırım tecrübe dedikleri şeyi pekiştirdim.Yıllar geçtikçe insanoğlu daha az hata yapıyor.Yada en azından daha önce yaptığı hataları tekrarlamamayı öğreniyor.Çok değil bir yıl önceki davranışlarıma olaylara tepkilerime gülüyorum.Oysaki o anları yaşarken nasıl da bilge görürdüm kendimi.
Alışmayı öğretiyor eski yaşanılanlar insana. Daha önce beni ölesiye kıran olaylar ve insanlar artık aynı etkiyi yaratmıyor.

Kendimi her geçen yaşla birlikte daha iyi tanıyorum. Kendime daha bir yaklaşıp huyumu suyumu keşfediyorum.Neler istediğimi neler yapabileceğimi ve sınırlarımın ne olduğunu bilerek hareket ediyor daha az pişmanlık daha az mutsuzluk yaşıyorum.
Yaşlandıkça daha bir ılımlı daha bir İYİ İNSAN mı oluyorum ne :)

Ve bazen eski mutsuz günleri hatırlıyor, etkisinden kurtulamayacağğımı sandığım o günlerin nasıl da üstesinden geldiğimi görerek kendimle gurur duyuyorum.
Çoğu kadın şikayet etse de yaşlanmaktan seviyorum ben.

Kendimle olan yolculuğumda bana eşlik eden ailemin, dostlarımın sıcak gülümsemeleri, sevgileri yanıbaşımdan hiç eksik olmasın.
Yeni yaşım bana neler getirir benden neler götürür bilinmez ama hep gülümseyerek hatırlayacağım huzur dolu bir yaş diliyorum.
Kızlarıma Not:                                                          
Yeni yaşıma bir anne olarak giriyorum. Ve bu duyguyu bana yaşatan minicik kuzularım, hayatımın anlamları 11 aylık yol arkadaşlarım iyi ki varsınız. Sizsiz ne kadar yavan bir hayat yaşamışım. Sizi seviyorum.:)

8 Mayıs 2014 Perşembe

Olduk, Gördük,Bildik

Analık nedir Annem?” derdim de anacığıma; “Ben ol da bil” derdi Mevlânaca.. Ben ol da bil! “Sen” oldum annem bak!.. “Sen” oldum ve bildim neymiş bu işin yürekcesi.. Hani “Köpekler bile “ana” olmasın” derdin ya hep, o ızdıraplı yüreğinle, o engin şefkatinle.. Anlamazdık o zaman biz zamâneler.. “Zor kızım, çok zor analık” derdin ardından derin bir iç çekişle.. Zormuş anam.. Ana olmak “Hiç” ken “Hep” olmakmış meğer.. Çoğalmakmış durmadan.. Dünyaya meydan okumak, mazi ve istikbâli sırtlamak, pervâsız bir gözü karalıkmış.. Zormuş Annem..Olduk, gördük, bildik bak.. Ana olmak meğer; Kor ateşlerde üşümesi, kara kışlarda buz kesmesiymiş yüreğin.. Hep; “Ben!” derken, Artık; “O”, “İllâ O!” demesiymiş.. Hiç varmayacağı kapıları çalması, hiç ederek ömrünü, adanmasıymış.. Hiç kızmaması yüreğin, almayı hiç düşünmeden hep vermesiymiş.. Hep sarıp-sarmalaması, hiç hesap sormadan, hep dost hep yâr olmasıymış.. Zormuş Anam.. Meğer ölümüne bir kara sevdaymış analık.. Olduk, gördük, bildik bak..

4 Mayıs 2014 Pazar

Kara Kaplı Defterim

Kafamın dalgınlığından mıdır yoksa doğumda üstümde kalan bir eser midir bilmem ama acayip unutkan oldum bu aralar.PSö de vardı unutkanlığım ama bu kadar değildi sanki.NOT: PSÖ, Pelin ve Selinden Önce :)Ben de kara kaplı bir defter edindim kendime. Çantamdan ayırmadağım demirbaşlar arasında artk. Alınacaklar listesi verilecekler listesi unutmamam gerekenler yani aklınıza gelebilecek herşeyi bu deftere yazıyorum.Arada 4-5 ay öncesinde aldığım notları okuyup kendime gülüyorum.Mesela Aralık ayında şöyle bir not var; "Ordu evinde in işbankasına git. Lcw'ye uğra. Barış kırtasiyeden silikon tabancası al arka sokaktan minibüs duraklarına çık." bu kadar mı olur yaa resmen kendime kroki çizmişim. Bir nevi navigasyon işte :)Ama ben bu not işini çok sevdim.

2 Mayıs 2014 Cuma

Her Zaman ve Daima

Blog yazmak demek " söyleyeceklerim var" demek.O kadar birikti ki kelimeler cümleler süzerek buraya aktarmak beni belki biraz rahatlatacak derken süzgeçte tortudan başka birşey kalmıyor. Süzmeden yazsam eleştiri alıyorum.Dilin kemiği yok tamam da parmağın kemiği var değil mi :) Bu arada uzun zmanadan beri kitap okuyamamanın vermiş olduğu huzursuzlukla elimin altındaki ilk kitaba sarıldım. Yine vaktim olmuyor günde belki 2-3 en fazla 10 sayfa okuyorum ama o bile yetiyor bana. Meğer ne büyük eksiklikmiş okumamak.(Kahve bittikten sonra fotoğraf çekmek geldi aklıma :)
Bu bloga yazmaya ara vermek spora ara verip bir türlü başlayamamak gibi bir vicdan azabıymış meğer.Her gün aklımdan geçiyor fakat öyle yoğun bir koşturma içerisindeyim ki asla vakit bulamıyorum.Bugün artık bişyler karalamak çizikler atmak resimler yapmak istedi canım.Aslında ne yazma(ma)lıyım bilmiyorum.Ne moda, ne kozmetik ne de hobi bloguyum.Neyim ben ?
Annelik Anabilim Dalında Yüksek Lisansımı yapıyorken bir yandan da diğer bloggerlerı takip etmeye çalıştım.Bu ara verdiğim dönemde aslında yazmak istediklerimin hep çocuklarımla ilgili olduğunu farkettim.Böylelikle moda,kozmetik ve hobi çeşitlemelerime ikiz annlik tecrübelerimi eklemeliyim dedim.Moda blogu yazmak her zaman güncel olmak , takip etmek ve maddi olanak gerektiriyor ki ben günlük gazetelere bile bakamıyorum.Hal böyle olunca bu kategoride boy göstermem imkansız. Makyaj ve kozmetik kategorisinde ise eyelıner bile çekemeyen biri olarak bir kaç renk far süreyim desem annesinin makyaj malzemelerini yüzüne boca etmiş minik kokoş kızlara benziyorum.Velhasılkelam bu konuda da beceriksizim.Dıy projelerine, el işlerine elim çok yatkındır yaratıcıyımdır fakat bunlar için de vaktim yok.
Yani demem o ki tam anlamıyla hiç biri değilim ama hepsiyim :)  Bir kurala yada etikete bağlı kalmaksızın yazabilmek için yazdığım bu önbilgilendirmeden sonra yine hoşbulduk diyerek bir dahaki araya kadar sizlerleyim :)

9 Aralık 2013 Pazartesi

İkiz Annesi Olmak Demek ! (4. Ay)

Birine dalıp bolca öpüp severken, diğerinin gözünün içine bakarak 'canımsın, kızımsın' demek, sonra ilk öpüp kokladığınının miktar yer ve şiddetini aklında tutup, aynı şekilde diğerini öpmek demek. Biraz fırsat bulup da biri ile uzanıp sohbet ettiysen eğer, diğeri ile aynı sürede aynı şekilde uzanana kadar içinin rahat olmaması demekmiş.
İkiz annesi olmak demek , her ne kadar yorucu bir tempo olsada , bir kere daha dünyaya gelsen , yine ikiz annesi olmak istemek , birinin olmama ihtimalini asla düşünememek demekmiş.
İkiz annesi olmak demek ; herşeyden önce kendini iki melekle ödüllendirilmiş özel bir insan gibi hissetmekmiş.
İkiz annesi olmak demek ; “aaaa bunlar ikiz mi?” diye heryerde dikkat çekmek demekmiş
İkiz annesi olmak demek ; “normal mi tüp bebek mi?” sorularına sürekli maruz kalmak demekmiş
İkiz annesi olmak demek ; bir ninniyi iki bebek için ayrı ayrı besteleyip gerekirse ikisine ortak bir şekilde söylemek demekmiş.
İkiz annesi olmak demek ; işe giderken arkanızdan ağlayan 2 çocuk birden bırakmak demekmiş.
İkiz annesi olmak demek ; herşeyden 2 tane almak demekmiş.
İkiz annesi olmak hep eksik kalıyorum birini ihmal mi ediyorum endişesi taşımak demekmiş.
İkiz annesi olmak herşeye rağmen hep kollarında ve yüreğinde sevginin iki kat olması demekmiş.
Nazar değmesin diye tek ayet el kürsü okuyup sonra içine sinmeyip bir daha okumak demekmiş.
Onlara bakınca iki tane olduklarına şükretmek demek,
İkiz annesi olmak demek iki kat zahmet, iki kat rahmet, iki kat MUTLULUK demekmiş.

24 Ekim 2013 Perşembe

26 Haziran 2013 Çarşamba

31. haftaya başladık

Herkese merhaba. Artık evdeyim. Pazartesi günü doğum iznimi başlattı doktorum.Yeyip yatma modundayım. Yılbaşını evde geçirenler için bir kısaltma vardı ya hani PTT (Pijama,Terlik,TV) aynen bende o durumdayım.Sabahları erken kalkıyorum ve bu yüzden gün bitmek bilmiyor. Evin içinde dolanıp duruyorum.Dışarıya çıkamıyorum acayip bir sıcak var. Bende tv ve bilgisayar karşısında kadın programları yemek programları evlendirme programları derken zaman öldürüyorum.
Yemek yemeyi sevmediğim için yemek yapmaktan da nefret ederdim. Hatta bütün bayanların evlerinde en sevdikleri yer mutfakken benim en nefret ettiğim yerdi. Ama artık durmadan yapıp yiyorum. Korkarım beni vinçle çıkarmak zorunda kalacaklar evin içinden.:) çorbalar , etli yemekler, zeytin yağlılar pastalar börekler derken tezgahın üzeri akşama kadar yer kalmamacasına doluyor. Biri beni durdursun :)
Bu da ben bunları yazarken sizin burnunuza gelen oo güzel kokunun sahibi İmam bayıldı...Birazdan da kalkıp mücver yapıcam.Buyrun birlikte yiyelim :))

21 Haziran 2013 Cuma


Kızlarım için alınan giysileri yıkayıp ütüledim. Yavaş yavaş ağırlaşmaya başladığım için son zamana bırakmak istemedim.Bebek bakım ürünlerinden seçmece malzemeler aldım. Mesela sabun ve şampuanları Nivea olsun istedim. Tabi deneyerek ileride değişiklik yapma hakkımı saklı tutuyorum :) Bebek yağı olarak kendimin de kullandığım johnson's baby bebek yağını, Bebedor tırnak setini aldım.Bebek bezi olarak  da Prima Premium Care yenidoğan tercih ettik. Kullanacağım günleri sabırsızlıkla bekliyorum .

20 Haziran 2013 Perşembe

30.hafta, 30 yaşa selam çakma :)

Pazartesi doktor kontrolümüzden sonra çok yoğun olduğum için ancak yazmaya fırsat bulabildim. Kızlarımın selamları var. Her ikisi de çok iyiler biri 1500 kg, diğer 1200 kg olmuş bile. Aralarındaki fark devam ediyor. Doktorum bunun olması gereken bir fark olduğunu söylese de içim rahat etmiyor. Nedense küçük olan kızıma kıyamıyorum. Doğduklarında en çok onu besleyeceğime dair düşünceler bile geçiyor içimden :) Hattaa kızlarımdan küçük olana NAZ, diğerine NİL ismini koymayı düşünüyorum. Artık kızlarımın el ve ayaklarını seçebiliyorum :) Genelde ben dinlenme halindeyken onlar tepişme haline geçiş yapıyorlar. Ben geziyorken beşik gibi sallandıkları için de uyuyorlar.Neyse yine bunun nasıl bir his olduğunu anlatmaya başlarsam ağlarım. Çok çok çoookk muhteşem bir duygu.Bu durumu yaşamayan anlayamazmış.
30. haftamızı tamamlayıp, doğum iznimi 24.06.2013 tarihinde başlatıyoruz.İkiz gebelikler için yasal olan doğumdan önce 10 haftalık sürecim başlamış olacak. Sözde 03.09.2013 tarihinde kızlarıma kavuşacakmışım. Ama kızlarım da benim gibi tez canlı oldukları için bence bayramda birlikte olacağız.:) 
Bu arada bugün benim doğum günüm. 29 yaşım bitti ve 30 yaşıma bir selam çaktım:) Daha önceki doğum günlerimde günler öncesinden programalr yapar kendime hediyeler alırdım.Fakat bu yıl öyle düşüncem ki doğum günümü bile 2 gün önce hatırladım. Hediye pasta mum vs hiçbirşey umrumda değil derkeeeen; İş arkadaşarım bana sürpriz yaptılar odamda pastamı kesip birlikte yedik.Bittmedii öğlen beni yemeğe çıkardılar daha ne olsun :) Hepsine tekrar tekrar teşekkür ediyorum.Aslında biraz üzüldüm de ama belli etmedim. Sanki veda gibi geldi bana. Bu aralar çok duygusala bağladım. Reklamlara bile ağlar oldum.
Bu arada az önce bir film izledim."Aramızda bebek var" 2012′nin Haziran ayında ülkemizde de sinemalarda vizyona girmiş bir dram ve komedi türündeki Aramızda Bebek Var (A Happy Event) , Barbara ve Nicolas adındaki evli çiftin çocuklarının olması ve ardından yaşanan süreçlerini anlatıyor.
Anne olmanın büyük heyecanına kapılan genç kadın , bu süreçte beklenmeyen aksiliklerle dolu olaylar yaşar. Ancak, her anneliğin sonunda olduğu gibi hediyesi şirin bir bebek olacaktır. 

Bu arada bu resim de işyerindeki güvenliklerin jesti :)
Paketin içinde lokma tatlısı var :)